Archive

Archive for the ‘Teknoloji’ Category

Aşk Seninle Güzel

June 10th, 2007

Söz verdim
Caymayacağım sevmekten
İstersen vazgeç gözlerini kaçırmaktan
Yorulursun
Akla kara, geceyle gündüz değil dünya
Aç gözlerini kocaman
Işıklarla renklerle başlar hayat
Türkülerime ses ol
Ne bin yıllık çınarsın
Ne ömrü üç günlük kelebek

Söz verdim
Caymayacağım sevmekten
İstersen vazgeç duymuyorum demekten
Kaybolursun

Ben kâf dağı masalları bilirim
Gözleri ışık, dudağı tebessüm kızlar
Rüyalara mutluluk taşırlar
Seninse dilinde mahkûm ağıtları
Ferhat’le Şirin, Leyla’yla Mecnun
Yitik ülkelerin sevda yoksulları

Söz verdim
Caymayacağım sevmekten
İstersen vazgeç geri adımlar atmaktan
Düşersin

Bir düş gibi başlamıştı sevdan
“Aşkım” deyince kuşlar susardı
Tebessüm gülleri büyürdü dudaklarında
Kara gözlerinde mutluluk ışıldardı
Zaman bir yelkovan kuşuydu
Vuslat isteyince terim sen kokardı

Söz verdim
Caymayacağım sevmekten
İstersen vazgeç hüzünle dostluktan
Kahrolursun

Dar vakitlere mutluluk sığarsa
Tedirginliğin ardından ayrılık gelir
Uykusuz bırakır beni sevgi, seni şefkat
Sonra resmin süsler geceyi çağrılarınla
Elim kolum bağlı sancılarım başlar
Deliliğin kâr etmez bilsen hâlimi

Söz verdim
Caymayacağım sevmekten
İstersen vazgeç “sus” demekten
Umutsuzsun

Aklımda yüreğimde sevdalı sana
Ne el ne hüzün korkutur gözümü
Sabrımsa sınandıkça büyür
Bilmelerin kâr etmez yoksan
Hava kadar su kadar lazımsın,
Anamın ak sütü gibi helâlsin bana

myth saprox Teknoloji , , , , , , , , , , ,

myhosting.com.tr basic barndrma hizmeti

YAĞMUR

June 9th, 2007

Yağmur yağıyor. Mutfak camındayım. Nasıl üşüdüğümü
bilemezsin. Menekşelerim çiçek vermiyor artık anne.
Söylediğin gibi hep dibinden su verdim ama…
Şimdi telefon açsam sana, sesini duymak da yetmiyor ki.
Hep aynı cümleler; “Babamlar nasıl, ilacını aldın mı?”
Nedenini bilmediğim bir ağlamak var içimde.
Bir yerlere sığdıramıyorum yüreğimi. Bazen mutfakta
dalıp giderdin yemek yaparken, tahta kaşıkla
tencerenin başında öylece ne düşünürdün acaba?
Özlemek çok fena anne. Anlamak seni; daha da fena…

Omuzlarım ağrıyarak uyanıyorum sabahları.
Benim kızımın omuzlarımı ovmasına daha çok var.
Gittikçe sana mı benziyorum ben, ya da
“Annenin kaderi kıza” dedikleri doğru mu?
“Baban eskitir her şeyi kızım” demiştin bir kez,
anlamamışım meğer, eskiyormuş anneciğim.
Omzunu ovacak kalmıyormuş meğer aynı evin içinde.
Şimdi duysan bunları ne üzülürsün; mutsuz mu kızım diye,
çoktan kendinden vazgeçmiş bir sesle. Mutsuz değilim de anne,
yağmura ve mutfağımdaki kedere çare bulamıyorum.

Evimi topluyor, toz alıyor, patlıcan kızartıyor,
televizyon seyrediyor, akşam çalan kapıyı açıyorum,
açtığımı gören olmuyor.
Pişirdiğim yeniyor da, güzel olmuş denmiyor.
Çay demleniyor, demleniyor, demleniyor…

Kederim mutfağımın her yerine yerleşiyor.
Ah nasıl eskiyor her şey anne, nasıl eskiyor.
Eskilerimi de atmaya kıyamıyorum. Seni çok özlüyorum.
Bana yasakladığın bahçeler, sana da mı uzaktı hep?
Gidemeyişine ağladın mı sende? Ne zaman eskiyor sevgiler?
Ödenen bedellerin acısı geçince mi? İşte böyle,
kalbimde bir acı. Şarkılar seni söyler.

myth saprox Teknoloji , , , , , , , , , , ,

myhosting.com.tr basic barndrma hizmeti

Kelebekler daha mutlu yaşadı ömrünü…

June 8th, 2007

Kelebekler insandan daha mutlu yaşadı ömrünü…
İnsanoğlu ise onlarca yıla sığdıramadığı ömründen mutlu olmayı başaramadı…
Doğum ile ölüm arasında sıkıştı kaldı insanoğlunun ruhu ve sonunda ölümün gideceğini bildiği için, hayatını keşmekeş içinde tüketti…
Kelebekler ise anladı hayatın değerini…
Sadece bir gün yaşadı kelebekler…
Kendisini yaratan kudretin sanatının işlediği kanatlarını gün ışığıyla çırpmadan önce, günler boyunca bir koza içinde, karanlığın zulmetine katlandı…
Bir kelebeğe dönüşmeden önce, ipek böceği olarak çektiği o zulmetin paha biçilmez hediyesini, ipek kozası olarak bıraktı insanoğluna…
İnsanın paha biçemediği ipe, kelebeğin dünyaya geldiği yaşamın rahmi oldu…
İnsanın onlarca yıl yaşadığı halde, değerini bilmediği, kısa bulduğu ömre inat, kanatlarındaki Tanrı fırçasından çıkma sanatı gösterdi insanoğluna, kısacık hayatının her anında…
Sadece birkaç gün yaşadı kelebekler…
Ve aşkın ne demek olduğunu, insandan daha iyi bildiler…
Aşkın bir ateş olduğunu, yakıp kül ettiğini anladılar ve ateşe pervane oldular.
Dört kelebeği öyküsüdür;
Dört kelebek ateşin gerçek sırrına ulaşmaya karar verirler…
İlk kelebek ateşin uzağından geçip gelir ve şöyle der;
“Ateş aydınlatan bir şeydir.”
Bu gerçeğin tam bilgisi değildir…
İkinci kelebek ise ateşe biraz daha yaklaşıp döner ve şöyle der;
“Ateş ısıtan bir şeydir.”
Bu da gerçeği anlatmak için eksiktir…
Üçünü kelebek ateşe iyice yaklaşır, alevler kanatlarına değer geçer ve döndüğünde, “işte ateşin gerçek bilgisi” der, “ateş yakıcı bir şeydir.”
Dördüncü kelebek bununla yetinmez.
Ateşin çevresinde döner, dolanır, kavrulur ve birden bire ateşin içine dalarak bir an parladıktan sonra, alevlerin içinde görünmez olur…
Ateşin gerçek bilgisini anlayan tek kelebektir o…
Ancak bunun artık diğerlerine anlatacak durumda değildir.
Anlatmasına gerek de yoktur…
Hiç kimse ateşin ne olduğunu başkasının anlatmasından öğrenemez… Ateşe ancak dokunarak öğrenilir, onun ne olduğu…
Hepimiz bu öyküdeki dördüncü kelebek olmayı düşlüyor ama ömrümüzü diğer üç kelebek gibi tamamlıyoruz.
Sadece birkaç gün yaşadı kelebekler…
Ömrünce gerçek aşkı bulunamayan insana inat; ateşin aşk olduğunu bilerek ve aşk için yanmayı bilerek…

myth saprox Teknoloji , , , , , , , , , , ,

myhosting.com.tr basic barndrma hizmeti

ANLADIM

June 7th, 2007

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
kendi yolumu çizdiğimde anladım.

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil.
Bildiklerini bana neden anlatmadığını anladım.

Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış.
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.

Sevmek ile sevilmenin yolu önce kendini sevmekten geçermiş.
Neden kendine aşık olduğunu anladım.

Acı, doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden.
Neden hiç ağlamadığını anladım.

Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş.
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.

Ve sevilenle ağlayamıyor, kaçıyorsan ondan, çaresizliktenmiş.
Senin acın için odamda tek başıma hıçkırıklarla ağladığımda anladım.

Bir insanı herhangi biri kırabilir ama bir tek çok sevdiği acıtabilirmiş.
Çok acıttığında anladım.

Fakat, hak edermiş sevilen onun için dökülen her bir damla gözyaşını.
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım.

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet.
Yüreğini elime koyduğunda anladım.

Tek başına ayakta durabilecek kadar güçlüysen, yanında tutanlar varmış.
Neden hiç yalnız kalmadığını anladım.

Ve Sana ihtiyacım var, gel diyebilmekmiş güçlü olmak.
Sana git dediğimde anladım.

Biri sana git dediğinde, kalmak istiyorum diyebilmekmiş sevmek.
Git dediklerinde gittiğimde anladım.

Dostun seni bir kez terk edermiş, bin kez değil.
Aslında hep yanımda olduğunu anladım.

Ve bir kez terk etti mi seni, affetmek çok zormuş,
Ben de affedemediğin şeyin ne olduğunu anladım.

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan.
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.

Özür dilemek değil, affet beni diye haykırmak istemekmiş, pişman olmak.
Gerçekten pişman olduğumda anladım.

Affedemem, çok geç demek gururdan başka bir şey değilmiş
hâlâ sevgi varsa içinde eğer.
Tutsak kalbimin kapılarını kırıp, içine baktığımda anladım.

Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış.
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.

Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi.
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım.

Sevgi emekmiş, emek ise vazgeçmeyecek kadar
ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş. Anladım…

myth saprox Teknoloji , , , , , , , , , , ,

myhosting.com.tr basic barndrma hizmeti

Al Hepsi Senin

June 7th, 2007

Gözlerin yok mu?..
Hani,
Şu içimi yakan gözlerin…
Dişlerin,
Tebessümlerini süsleyen,
Seni daha da güzelleştiren dişlerin…
Her gün beni ihmal edip,
Koştuğun,
Uğraştığın
İşlerin…
Ah, o işlerin,
Bütün işleri bozan işlerin!
Bir de
Bana
Döneceğim dersin;
Seveceğim artık seni,
Dersin.
Ne verdin ki zaten?
Elem, keder,
Ümit,
Hayal…
Gel de al işte,
Al,
Hepsi yine senin.

Çetin ÖZDEMİR | 1968 Karacabey
Teşekkürler!

myth saprox Teknoloji , , , , , , , , , ,

myhosting.com.tr basic barndrma hizmeti